SORU SOR

CİNSEL BİLGİ DANIŞMANLIK HATTI: 0(224) 451 6551

Organik-Olmayan Erkek Seksüel Disfonksiyonu Telkin Etkinliği

Organik-Olmayan Erkek Seksüel Disfonksiyonu Telkin Etkinliği
Son Güncelleme: 27.08.2012 , Okunma: 3439
Empotans için algılanabilir bir organik neden olmayan empotanslı erkeklerde testoteron veya trazodon uygulaması ya da hipnotik telkinlerin etkililiğini ortaya çıkarmaktır. Hastalar ve Yöntem: çalışma, klinik ve laboratuvar araştırmalarından geçmiş ve empotansları için organik neden bulunmayan 79 erkeği kapsamaktadır;

20 erkek (yaş ortalaması 38.7 +/- 11.47 yaş) testosteron aldı, 21 erkek (yaş ortalaması 39.5 +/- 10.73) trozodon aldı, 20 erkek (yaş ortalaması 34.2 +/- 11.69) hipnoza devam etti ve 18 erkek (yaş ortalaması 39.1 +/- 11.46) kontrol grubu olarak yer aldı. Tedavi başladıktan 4,6 ve 8 hafta sonra görüşmeyle değerlendirildiler; hastaların ifadeleri, partnerleriyle görüşülerek teyit edildi.

Sonuçlar: plasebo alan erkekler seksüel işlevlerinde % 39 iyileşme gösterdi, tedavi alan gruplardaki iyileşme oranları daha yüksekti ama bu fark anlamlı değildi. Testosteron ve trazodon ve hipnotik telkinlerle iyileşme oranları sırasıyla, % 60, 67 ve 80 di. 
Sonuç: iyileşme istatistiksel olarak anlamlı olmamakla birlikte, testosteron ve trazodonla tedavi, organik olmayan erkek seksüel disfonksiyonda yardımcı bir terapi olarak kullanılabildi. Plaseboya üstün tedavinin sadece hipnoz olduğu görüldü. Daha etkili bir tedavi bu terapötik modalitelerin birleştirilmesiyle elde edilebilir fakat bu başka bir çalışmanın konusudur.
Anahtar kelimeler: testosteron, trazodon, hipnoz, organik olmayan empotans
Giriş
 Cinsellik, bütün bir duygusal ve fiziksel iyi-olma halinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilir ve şimdilerde erkek organik seksüel disfonksiyonu tedavi etmek için daha kesin tanı ve etkili terapi mümkündür. Diğer yandan, organik-olmayan erkek seksüel disfonksiyonu tedavisi hala tartışmalı bir konu olarak durmaktadır. Hastaların % 10-20 sinin şikayetlerinin organik problemlerin göstergesi olduğunu varsayan bir rapor var olmakla birlikte, son zamanlarda geliştirilen tanılama teknikleri, oranın, varsayılandan çok daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu, organik patolojiyi bilmeksizin, seksüel danışmanlık hizmeti veren kliniklerde tedavi arayan bir çok insan için empotansın organik-olmayan nedenlerinin önemini azaltmaz.

    Erektil disfonksiyonda medikal terapinin sınırlı uygulanabilirliği büyük ölçüde kabul edilir. Kuşkusuz ki, endokrin anomaliteleri, hormon seviyesini normale çekerek tedavi edilebilir. Tam tersine, serum testosteron  seviyesi normal ranj içinde ise, testosteron uygulamasının yarar sağlamayacağı kabul edilir. Biz bu varsayımı tartışırız ve erkek cinselliğinde, temel olarak seksüel ilgi ve motivasyon boyutunda testosteronun karmaşık bir rol oynadığını düşünürüz. Bununla birlikte, bazı çalışmalar göstermektedir ki, serotoninerjik sistem, seksüel davranışta ketleyici bir etkiye sahiptir ve bu durumda anti-serotoninerjik özellikli ajanlar seksüel aktiviteyi artırabilir. Bununla birlikte, insan erektil fonksiyonu ve serotoninerjik sistem arasındaki ilişki, açıklanamamıştır. K olarak, hipnotik telkinlerin, psikojenik empotans yönetiminde anlamlı sonuçlar verdiğini gösteren raporlar vardır; buna uygun olarak, biz, bu bozukluğun tedavisinde hipnotik telkinlerin kullanımını değerlendirdik.
    Biz, organik-olmayan seksüel disfonksiyon tedavisinde, testosteron undekanoat, oral trazodon (bir anti-serotoninerjik ajan) ve hipnotik telkini kıyasladık.
Hastalar ve Yöntemler
Cinsel ilişki için yeterli bir ereksiyonu yaratma veya sürdürme yetersizliğinden şikayetçi çeşitli yaşlardan erkekler, medikal ve seksüel tarihçeyle, fiziksel muayene ve laboratuar testleriyle incelendi ve değerlendirildi (Tablo 1). Nokturnal ve sabah ereksiyonları ve papaverin testleri kaydedildi. Psikojenik nedenleri, organiklerden ayırmak için psikometrik testler kullanılmadı. Endokrin testleri uzun zaman aldığı için, testosteron, prolaktin ve luteinize edici hormon (LH) benzer bir protokolle eş zamanlı olarak belirlendi.
    Çalışmaya, klinik ve laboratuar araştırmaları sonucu organik bir neden bulunamayan 79 hasta katıldı. Tesadüfi olarak tedavi gruplarına dağıtıldılar. Grup 1, günde 120 mg. Testosteron undekanoat (yaş ortalaması 38.7 +/- 11.47); Grup 2, günde 150 mg trazodon (yaş ortalaması 39.5 +/- 10.73); Grup 3, plasebo (yaş ortalaması 39.1 +/- 11.46); Grup 4, hipnotik telkinler (yaş ortalaması 34.2 +/- 11.69). İlacı tolere edebilmesi için trozodon alan hastalar ilk 5 günde 100 mg. aldı; ardından günlük 150 mg’a çıkarıldı. Hipnoz,başlangıçta haftalık üç güne bir oturum şeklindeydi, ardından 6 aylık izleme sürecinde ayda bir oturuma düşürüldü. Post hipnotik telkinler kullanılarak, self-hipnoz tekniği, oturumlar sırasında derin bir trans durumunu başaran hastalarca öğrenildi. Hipnotik telkinler Crasilneck’e göre verildi. Hipnoz alan hastalara 6 ay hipnotik telkin verildi, diğer üç gruba kıyasla daha sıkı değildi.
    Tedavi sonuçları, tedavi başladıktan 4, 6, 8, 12 ve 16 hafta sonra kaydedildi. Maalesef, hastaların uzun dönemli takibi (12 ve 16 hafta), bazı hastaların 12 ve 16. hafta değerlendirmelerine katılmamasından dolayı eksik kaldı.

    Kendisini mutlu hisseden ve seksüel aktivitede problem yaşamadığını ifade eden hastalara “iyileşmiş” ya da “iyi sonuçlar” alınmış olarak bakıldı. Cinsel ilişkiyi başarabilen ama bazı başarısızlıklar yaşayan kişilere “orta sonuçlara” sahip olarak bakıldı. Bu ifadeler, partnerleri tarafından bağımsız biçimde teyit edildi. İstatistik sel analiz için ki-kare testi kullanıldı.
Tablo 1. empotansın organik nedenlerini elimine etmek için alınan tarihçe, fiziksel muayene ve laboratuar araştırmaları detayları
    •    Seksüel tarihçe
    •    Problemin başlangıç doğası, ani mi, sinsi mi
    •    Erektil disfonksiyonun süresi ya da periyodu
    •    Evlilik
    •    Libidoda düşmeye bağlı
    •    Pozisyon ya da hareketle penis tumesansındaki değişimler
    •    Belirli durumlarda normal ve normal altı ereksiyonlar yaşama
    •    Boşalma işlevindeki değişimler
    •    Medikal Tarihçe
    •    Kronik rahatsızlıkların varlığı, diyabet, hipertansiyon, hipotiroid, hipertiroidizm gibi
    •    Endokrinopatiler
    •    Uzun dönemli ilaç kullanımı, özellikle antipsikotik ve östrojen türevleri
    •    Herhangi bir serebral travma ya da spinal-cord hasarı
    •    Kronik alkolizm, uyuşturucu ya da madde bağımlılığı
    •    Aort-iliak, pelvik ya da perineal operasyon
    •    Kriptorşidizm
    •    Fiziksel Muayene
    •    İkincil seksüel karakteristikler
    •    Muskuler gelişim
    •    Jinekomasti varlığı
    •    Testislerin ebatı
    •    Femoral pals muayenesi
    •    Perinumda duyu
    •    Bulkavernus refleksi
    •    Korpora cavernosa muayenesi
    •    Prostat kanserini elimine etmek için rektal muayene
    •    Laboratuar Testleri
    •    Kan sayımı
    •    Üre analizi
    •    Hepatik işlevler
    •    Açlık kan şekeri
    •    Serum testosteron, prolaktin, FSH ve PSA seviyesi
    •    Serum kreatin seviyesi
    •    Prostatik segresyon muayenesi (varsa)
    •    Diğerleri
    •    Nokturnal penil tumesans ölçümü
    •    Papaverin testi

Sonuçlar
4 haftanın sonunda, testosteron undekonat alan 8 hasta iyi sonuçlar elde ettiğini ifade etti. orta düzey iyileşme olduğunu belirten kişilerin dördü, 6 hafta sonra kendilerini iyileşmiş olarak tanımladı; diğer hastalar değişim olmadığını bildirdi. Terapinin sonunda, iki kişi, libidolarında biraz artış olduğunu hissettiğini ifade etti fakat seksüel işlevlerinde bir iyileşme yoktu.8 haftalık tedavinin sonunda hala duygusal ve fonksiyonel problemlere sahip 6 erkek hastada iyileşme görülmedi. Trozodon alan 8 hasta iyi sonuçlar 4 ü de orta düzeyde sonuçlar aldığını ifade etti, diğer 9 u 4 hafta sonunda iyileşme olmadığını bildirdi. 4 haftalık süreçte yarar sağlamayan kişilerden ikisi 8 haftanın sonunda seksüel fonksiyonda ciddi bir iyileşme yaşadıklarını bildirdi. Diğer yedi hasta, çalışmanın sonunda iyileşme gösteremedi. Medikal tedavilerin başarı oranı, görünüşe göre, tedavinin üçüncü ve dördüncü aylarıyla düşüş gösterdi fakat bu bir karmaşadır, çünkü, tedaviden fayda sağlayan bütün hastalar daha sonraki izleme oturumlarına devam etmediler, oysaki hala problem yaşayanlar yardım istemek için sonraki oturumlara devam ettiler.
    Hipnotik oturumlara devam eden hastalardan dördü ilk haftada iyileşme gösterdi, 12 si dördüncü haftanın sonunda iyileşme gösterdi ve dördü de tatmin edici olmayan seksüel aktiviteden şikayet ediyordu. Diğer dört hasta değişim göstermedi ve ikisi tedavi periyodu sonunda self-hipnoza devam etmedi. 
    Plasebo alan bu kişilerden 6 sı seksüel işlevlerde anlamlı iyileşme gösterdi, diğer yandan bir kişi, öz-güvenin yeniden yakalanmasına bağlı olarak, işlevlerde orta düzey iyileşme gösterdi; kontrol grubunda kalan diğer erkekler plasebodan faydalanmadı.  
    Testosteron ya da plasebo alan erkeklerde yan-etki görülmedi fakat trazodon alan 5 hasta sedasyondan şikayet etti ama bu da   terapinin sonlandırmasını gerektirmedi. Tedavilerin pozitif ve negatif etkileri tablo 2 de ve yaşlara göre dağılımları tablo 3de verilmiştir.
Tablo 2: empotanslı erkeklerde testosteron undekonat ya da trazodon ya da hipnoz uygulamasının, plasebo alanlara göre kıyaslanmasının sonuçları
Gruplar    İyileşmiş    Orta        Tepki yok        Toplam

Testosteron         8           4              8                  20
Trazodon         8           6              7                  21
Hipnoz            12           4              4                  20
Plasebo         6           1             11                  18
P>0.05
Tablo 3: testosteron, trazodon, hipnoz ve plasebo tedavilerinin pozitif ve negatif sonuçlarının yaşlara göre dağılımı
            Yaş aralıkları
            21-30        31-40        41-50        51+        Toplam

Testosteron
    +        3            5          3         1           12
    -        2            1          2         3             8
Toplam        5            6          5         4            20

Trazodon
    +        4            4          4         2            14
    -        0            2          3         2             7
Toplam        4            6          7         4            21

Hipnoz
    +        8            4          4         0            16
    -        2            0          0         2              4
Toplam        10            4          4         2             20

Plasebo
    +        2           2          3         0             7
    -        2           3          2         4             11
Toplam        4           5          5         4             18

Tartışma
Ereksiyonun patofizyolojisi daha iyi anlaşıldıkça, tedaviler de iyileşmektedir; rasyonel ve daha etkili terapi, hastaların detaylı  bir klinik değerlendirmesini gerektiren, altta yatan patolojiyi düzeltmeye yönelmiş olandır.
    Daha modern bir tanılama yaklaşımı, tam bir klinik tarifçe ve fiziksel muayene ile başlar ve bir nokturnal penil tumesans testi ve papaverin testi ile devam eder. endokrin bir değerlendirme de yapılmalıdır; testosteron seviyesi normalin altında ise, prolaktin ve LH seviyeleri değerlendirilmelidir. Doppler akım ölçeri ve arteriografi, kavernosografi ve kavernosometri gibi prosedürler ile vaskuler disfonksiyon belirlenmelidir ve harekete geçmiş potansiyeller sakral olarak değerlendirilerek olası nörolojik rahatsızlıklara bakılmalıdır. Erektil disfonksiyonlu hastaların tanılanması için, bazı psikolojik ve psikometrik testler uygulanır. Bazı otoriteler, organik nedenli empotanstan, psikojenik empotansı ayrıştırma işini psikometrik testlerle yapmaya girişirken, diğerleri bu testleri yetersiz bulur. Bu yazarlarla aynı düşünce doğrultusunda, bu çalışmada psikometrik testler kullanılmadı.
    Klinik ve laboratuar çalışmaları sonucu elde edilen bulgular ışığında, seksüel disfonksiyonu olan hastaların büyük bölümüyle doğru bir terapötik yaklaşım uygulanabilir. Bununla birlikte, psikojenik ve idiopatik empotansın tedavisi hala tartışmalı bir konudur.  Ayrıca, organik ve psikojenik nedenli empotans sıklıkla çakışır ve oral ajanlar bir tedavi olarak sınırlı kullanıma sahiptir.
    Empotansı tedavi etmek için, geniş ölçekte oral ve enjekte edilebilir testosteron kullanılır fakat bunun endojen bir yetersizlik durumunda sadece yardımcı olduğuna inanılır. Bazı hekimler normalin altında testosteron seviyesine sahip empotanslıları dışarıdan testosteron vererek tedavi etmiş ve iyi sonuçlar almışlardır. Bu, bu tür hastalarda testosteron yetersizliği empotansın nedenidir gibi hatalı bir varsayıma yol açar. Bununla birlikte, dışarıdan testosteron, libidonun yükselmesine aracılık edebilir. Bu etkiler, durumsal ve psikojenik empotanslı hastalarda ve altta endokrin anomalitelerinin olduğu hastalarda gücün geri dönmesine katkıda bulunabilir.
    Brenmann, idiopatik erektil disfonksiyonlu 20 hastayı, seksüel işleve ek olarak LH ve testosteron segresyonunu dolaylı biçimde uyaran uyuşturucu bir antagonistle tedavi etti. hormon salgısını uyarmak için dolaylı olarak çalışan testosteron veya bazı diğer maddelerin erkek seksüel işlevini etkilediği barizdir. İnorganik seksüel disfonksiyon denilen şey, klinik depresyonla bağlantılıdır ve nörotransmitter işlevi etkiler. Dahası, stres, çeşitli nörotransmitter sistemleri arasındaki bir dengesizliğin göstergesidir ve özellikle endorfinerjik sistemlerde bozukluk varsa empotansa yol açabilir. Frajese’nin ifade ettiği gibi, FSH-ve LH-salgı hormunları, LH, testosteron, prolaktin ve endorfin gibi hormonlar, beyin transmitterlerinin depolama ve sentezlemesini etkiler. Onlar, birçok hormonun segresyonunu ayarlayan bu monoaminerjik sistemin uyarıcı etkisini ortaya çıkarmak için dopamin agonistlerin kullanımını önerir. Endokrin-olmayan empotansın dolaylı yoldan, testosteronu uyararak harekete geçiren ilaçlarla tedavisine dair çeşitli çalışmalar olmakla birlikte, bu hastaların testosteronla tedavisi ender değildir. Şimdiki sonuçlar, istatistiksel olarak anlamlı olmamakla birlikte, testosteronun bazı erkeklerin endokrin-olmayan seksüel disfonksiyonunu tedavisinde en azından yardımcı bir terapi olarak kullanılabileceğini göstermektedir.
    Başlangıçta bir antidepresan olarak kullanılmasına rağmen, trazodon ayrıca kaygı giderici, ağrı kesici, sedatif ve anti-obesyonel (saplantı giderici) etkiye sahiptir. Erektil disfonksiyonun tedavisinde trazodon kullanımı belirtilmiştir.  Bununla birlikte kavern içine enjeksiyon uygulaması hayal kırıklığı yaratmıştır; trazodon muhtemelen kavernus dokusunda lokal etkiden ziyade erektil işlevi sürdüren merkezi sinir sistemini etkilemiştir.
    Trazodonun erektil etkisi, adrenerjik alıcı kuşatmasına ve sonucunda penil vaskuler tabanın relaksasyonuna atfedilmiştir. Ayrıca trazodon, psikiyatri kliniklerinde ender bir semptom olmayan bir yan etki olarak priyapizme neden olabilir. Bazı kadın hastalar, trazodon tedavisi sırasında libido artışından bahsetmişlerdir ve deneysel çalışmalar, seksüel uyarıma antiseratoninerjik ilacın neden olabileceğini göstermiştir. Diğer yandan, trazodonun temel antidepresif ve kaygı giderici eylemi, sıklıkla depresif semptomlarla ilişkili olan erektil disfonksiyonlu hastalarda salt bir ampirik yaklaşımdan ziyade spesifik bir tedavi sağlayabilir. Bu çalışmada, trazodonla % 67 lik iyileşme oranı, Kurt’un bulgularıyla tutarlıdır ve trozodon erektil disfonksiyon tedavisinde umut verici bir yardımcı tedavidir. Oranlar istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermemekle birlikte, trozodon, % 60 iyileşme oranına sahip testoterone üstün görünmektedir. Plaseboyla fark edilebilir bir etki yakalanmıştır, bu da telkinin önemini göstermektedir; hipnozun ardından % 80 lik iyileşme bunu destekler. Hipnozla alınan bu sonuç, Crasilneck’in hipnozun en iyi tedavi opsiyonu olduğunu gösteren sonuçlarıyla uyumludur.
    Bu çalışmada tedavinin terapötik etkisi, daha yaşlı hastalarda o kadar net değildir. Açıkçası, erkeklerde empotans varlığı, 50 yaşından sonra artmaktadır. Kinsey, bunu fizyolojik yaşlanma ve yaşlanmayla ilişkili psikolojik faktörlere atfeder. Ayrıca testosteronun özgür dolaşım seviyesi yaşla birlikte azaldığı ve östradiol ve serbest testosteron arasındaki oranın yaşla birlikte arttığı bilinir; yani erkek menopozu. Bu, daha yaşlı erkeklerin cinsel işlevinde tedavinin daha fazla etkiye sahip olması gerektiğini gösterebilir. Bununla birlikte, daha yaşlı bireylerdeki başarı oranı bu çalışmada daha fazla değildir, bunun nedeni de muhtemelen korporal arterde daha büyük atheroskleroz potansiyelidir ya da belirlenemeyen bir nedenden kaynaklanır.
    Sonuç olarak, hipnoz, bu bozukluklarda daha çarpıcı sonuçlar vermekle birlikte organik-olmayan erkek seksüel disfonksiyonunda testosteron ve trazodona bir tedavi olarak bakılmalıdır. Daha etkili tedaviler, bu terapötik modalitelerin birleştirilmesiyle elde edilebilir, bunun için daha ileri çalışmalar gerekmektedir.
Çeviri : Fatma ARIK 

Diğer İktidarsızlık Makaleleri

Kullanım Koşulları ve Yasal Uyarı

© 2021 Tüm Hakları Saklıdır Bursa Cinsel Terapi, Vajinismus, Erken Boşalma, Cinsel Terapi, Cinsel İsteksizlik. Site: 3 Ünlem Tasarım